Meslek Yüksek Okulları Günümüzün Köy Enstitüleri Olabilir mi?

Meslek Yüksek Okulları'mızı iyi programlar ve iyi bir eşgüdüm sağlarsak, gelişen teknolojiye, sürekli eğitime yatkın yetişmiş kişi gücü yönünden Türkiye'yi ulusal ve uluslararası rekabette önemli bir yere taşımış oluruz.

Ülkemizin kalkınması yönünde geçmişte yapılan yanlışlıkları düşündüğümüzde ilk aklımıza gelenlerden biri Köy Enstitülerinin kapatılmasıdır. "Köy Enstitüleri o tarihlerde kapatılmasaydı, köylerden başlamak üzere Türkiye kısa sürede topyekün bir kalkınma gösterebilecekti. Çok yönlü eğitilmiş kişi gücü artmış, daha kaliteli eğitim şartları yaratılmış olacaktı. Çevreye duyarlı, gelişen teknolojiye uyumlu kişi gücüyle ziraat ve hayvancılık daha bilinçli yapılabilecek, çağdaş hayat daha kısa sürede yakalanmış olacaktı ve Batı'ya uyum sağlamada zorluklarımız olmayacaktı." diye düşünür, geçmişte yapılan bu hata için hayıflanırız.

Köy Enstitülerinin değişik bir versiyonu, daha gelişmişi günümüzdeki Meslek Yüksek Okulları’dır. (MYO) Eğer MYO’yu iyi planlayabilirsek, iyi koordine edebilirsek, ülke gerçeklerine, yaşadığımız coğrafya gerçeklerine ve AB gerçeklerine göre formasyonlar oluşturursak ülkemizi yetişmiş kişi gücü yönünden önemli bir hareketliliğe kavuşturabiliriz.

Türkiye'de "Her İle Üniversite" söylemiyle plansız programsız devlet ve vakıf üniversiteleri açtık. Çoğu politik amaçlı açılan bu üniversitelerin o yerleşim yerine istihdam yaratmanın dışında üniversite öğretimi verme yönünün çok çok zayıf olduklarını biliyoruz. Mekân temin etmek, üniversite açmak çok da büyük bir mesele olmasa gerek. Asıl mesele açtığınız kurumun gerçekten üniversite olabilmesi, mezun olanlarının da üniversite yetişmişliğinde olmasıdır.

Üniversite; bilimsel özerkliğe, kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırmalar yapan fakülte, enstitü, yüksek okul birimlerinden oluşan eğitim kurumlarıdır. Üniversite sadece belge alınan yer değildir. Bir şeyler öğrenilen, araştıran, bilgi üretebilen, toplumunu, coğrafyasını iyi bilen, dünyadan haberdar yurttaşlar yetiştirebilen kurumlardır.

Kısa bir ifadeyle üniversite "üniversal yapıda" yani dünya insanı yetiştiren kurumlardır. Şimdi bizim en son yıllarda kurulan üniversitelerimizden Orta, Doğu, Güneydoğu Anadolu ya da başka kimi illerdeki üniversitelerin durumunu bir inceleyin. Hangileri bir üniversiter yapıyı tamamlayan formasyonlara sahiptirler? Hangileri öğrenci için sosyal ve kültürel ortamlar hazırlayan kurumlardır? Hangileri öğrencilerin bilgi dağarcıklarını dolduracak niteliklere sahiptirler? Hangileri ülke ve dünya gerçeklerinde farkındalık yaratacak bir ortama sahiptirler?

Bu üniversitelerin çoğunun durumları yeniden gene değerlendirilmeli ve büyük bir kısmı bir an evvel yerel, bölgesel MYO birimleri haline çevrilmelidirler. İl merkezlerindeki MYO "il birimleri", birbirine yakın 3-4 ilin MYO da yönetimsel olarak birleştirerek "bölgesel birimler" haline getirilmelidir. YÖK'ün koordinasyonuyla da bölge için, ülke için anlamlı olacak, geçmişin eğitim enstitülerinin daha modernize, daha teknolojiyi kavramış, branşlaşmış şekliyle bir "eğitim kurumları zinciri" oluşturulmalıdır.

MYO, 500 civarında faal okul, 324 000 öğrenci ve 5787 eğitim elemanıyla ülkemiz için büyük bir potansiyeldir. Yalnız, MYO ana eğitim kurumları olarak görülmemektedir. Genelde ikinci sınıf bir eğitim kurumu, üniversitenin kapısında bekleyen kapasitenin boşaltılma yeri olarak görülmektedirler. Bu okullar kendi içinde, kendinden önceki ve sonraki yakın branş eğitim kurumlarıyla entegrasyonda değillerdir.

MYO'yu çok yönlü uygulama, beceri ve donanıma sahip, lisan bilir, kendine güvenen, üniversite öğrenimine ihtiyaç duymayan insanlar yetiştirir hale getirmek gerekir. Bunun için de öncelikle MYO'nun eğitim elemanı ihtiyacı ve ileri derecede eksik eğitim materyalleri giderilmelidir. Onlara uygulama yapılabilecekleri ortamlar hazırlanmalıdır.

Mevcut MYO'muzu iyi programlar ve iyi koordine edersek, gelişen teknolojiye, sürekli eğitime yatkın yetişmiş kişi gücü yönünden Türkiye'yi ulusal ve uluslararası rekabette önemli bir yere taşımış oluruz. Geçmişte vakitsiz kapatıldığından pişmanlık duyduğumuz Köy Enstitülerinden doğan gecikmeleri de telafi etmiş oluruz.

* Sayın Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Prof. Dr. Mustafa Aydın, Prof. Dr. Sabahattin Balcı’nın makalelerinden faydalanılarak MYO’nun önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.

Kaynak: "Meslek Yüksek Okulları Günümüzün Köy Enstitüleri Olabilir mi?", Hulusi Koçak (Prof. Dr. drhulusikocak AT hotmail.com), Cumhuriyet Bilim Teknik, 14 Ekim 2011, syf. 18

Şimdi bir de ilgili bu yazıya bakmanızı öneririm:

Van'daki duruşmaya 4 gün kala...

Hulusi Koçak


Takip edilmekten korkmuyoruz!.. Takip için tıklayın: twitter.com/bilimbilmek

Anahtar sözcükler: eğitim, öğretim, MEB, YÖK, köy enstitüleri, meslek yüksek okulları

Benzer Yazılar


Hulusi Koçak'ın Makalelerinden Bir Örnek


Referans bilgisi: "Meslek Yüksek Okulları Günümüzün Köy Enstitüleri Olabilir mi?", 2011 , Bilim Bilmek sitesi, http://www.bilimbilmek.com/tr/meslek-yuksek-okullari-gunumuzun-koy-enstituleri-olabilir-mi.html


 Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın.

 Bu sayfayı Twitter'da paylaşın.


[Para Kazanma Yollar]
^.