Bu yazıyı okuyanlar önce şunları okudular:
Astronomiye meraklı genç bilim adamları sayısı arttıkça bugünkü Türk astronomisinin çehresi de değişecek, daha büyük ve özel amaçlarla kurulacak gözlemevleri ülkemizin dağları üzerini süsleyecektir.
İlk Rasathaneler:
Çok eski eserlerde Mezopotamya'da Kaidelilerin Babil kulesinde ve Mısırlıların da dikili taşlardan istifade ederek astronomik gözlemler, yani zaman ve mevsim tayinleri yapmakta olduklarına işaret edilmektedir. Keza İskenderiye'deki bir rasathanenin mevcudiyetinden bahsedilirse de, Batlamyusun kullandığı gözlem araçlarının çok küçük oluşu bir
rasathane mevcudiyetini şüpheli kılar. Zira ancak büyük gözlem araçlarının kullanılmağa başlanması,
rasathane müessesesinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Dünyada ilk
rasathane dokuzuncu asrın başlarında İslam dünyasında kuruldu. İslamiyetten önce ne Yunan ve ne de Çinde
rasathane mevcut değildi. Dokuzuncu asrın başlarında ilk kurulan
rasathane Bağdat'ta Şemmasiye ve Şam'da Kassuyum rasathaneleridir.
Dünyanın bu ilk rasathanelerinden sonra onbirinci asrın ilk yarısına kadar rasathanelerden ziyade rasat yerlerinde gözleme yapılmıştır. Bu rasat yerlerinin en mühimi Şeref üd Devle'nin sarayının bahçesinde bulunuyordu. Onbirinci asrın en mühim rasathanesi Sultan Melik Şah emri ile 1057 yılında kurulan Melik Şah rasathanesidir.
Onikinci asrın başlarında Kahire'de inşa edilen Al Agdal rasathanesinden bahsedilmekte ise de, bu rasathanenin ömrü çok kısa olmuştur. İslâm aleminde devrin en modern ve en büyük rasathanesi 1257 yılında Azerbeycan'da Maraga şehri civarında bit tepe üzerinde Nasirüddin Tusi tarafından kurulan rasathanedir. Bu rasathanenin kütüphanesi 400.000 cilde yakın kitap ihtiva ediyordu. İlhanlı hükümdarı Gazan Han'da 1300 yılları civarında ismi ile anılan ve Maraga rasathanesinden daha küçük bir rasatha ne yaptırmıştır.
Batı aleminin
rasathane müessesesini ciddi olarak ele almağa başladığı tarihlerde dünyanın en modern rasathanesi Semerkant'ta Uluğ Bey tarafından kurulmuştu. Hatta bu rasathanede yapılan gözlemlere ait cetveller çok uzun yıllar Avrupalılar tarafından kullanılmıştır.
Batıda görülen ilk
rasathane Maraga rasathanesi ile çağdaş olan İspanyada kurulmuş rasatha-nedir. 1576 yılında Danimarka Kralı Frederic II nin himayesinde Tycholo Brahe tarafından kurulan
rasathane sayesinde, Avrupalılar İslamların
astronomi alanındaki tecrübe ve bilgilerine yetişmekle kalmadılar, çok daha ileri gittiler.
Türklerde Rasathaneler:
Türklerin
astronomi ilmine ait çalışmaları daha Ziyade 15.' asra rastlar. Bu tarihlerde büyük bir Türk hakanı olan Uluğ Bey zamanın meşhur ilim adamlarını yanına toplayarak Semerkant'ta büyük bir
rasathane kurdu. Bu rasathanede hazırlanan ziyçler (astronomi rasat tabloları) uzun bir süre Avrupa rasathanelerinde kullanılmıştır.
Uluğ Bey'in çalışmaları Avrupadakilerle mukayese edildiğinde, bu çalışmaların büyük bir ilmi değere sahip ve hatta Avrupalıların üzerinde bariz bir etkisi olduğunu görürüz. Doğuda
astronomi çalışmaları bakımından en parlak devre Uluğ Bey'in ölümü ile sona ermektedir. Ne yazıktır ki Uluğ Bey'in ölümünden sonra rasathanenin sökülebilen malzemesi saray inşaatında kullanılmıştır; bu doğumun kaderidir. Semerkant okuluna mensup bir çok ilim adamları, bu okulu
Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşatabilme çabasında bulunmuş iseler de alaka azlığı, hocaların ölümü ile okulun etkisi ortadan kalkmıştır.
Semerkant hocaları içinde, Fatih Sultan Mehmet'in iltifatına mazhar olan Ali Kuşçu'yu zikredebiliriz. Uluğ Bey'in kuşçularından birinin oğlu olan ve Kadızadeden sonra Semerkant rasathanesine müdür olan Ali Kuşçu'nun İstanbul'a gelişi
astronomi eğitiminin
Osmanlı İmparatorluğu içinde ele alınmasını sağladı. Fakat bu hareket Ali Kuşçu'nun ölümü ile akim kaldı.
Uzun bir süre
Osmanlı İmparatorluğu içinde
astronomi problemleri hiç bir iltifat görmedi. Fakat bu hareketsizlik 16 ıncı asırda İstanbul'da mühim bir rasathanenin kurulması ile ortadan kalktı. Filhakika İslâm dünyası, uzun bir hareketsizlik sonucu
astronomi alanında liderliğini kaybetmekle beraber yine de mühim
astronomi aletlerine sahip idi.
Bu tarihlerde Avrupa'da yaşamış meşhur Hollandalı astronom Tycho Brahe rasathanesi ile İstanbul rasathanesi dikkate değer bir paralellik arzeder. Bu paralellik astronominin İslâm dünyasından Avrupa'ya intikalini gösterir. Maamafih İstanbul rasathanesini yaşatabilse idik belki de bir çok
astronomi keşifleri
Osmanlı İmparatorluğu içinde olacaktı.
Mısırdan Ìstanbul'a gelen Takiyettin Hicri 979 yılında İmparatorluğun baş astronomu olarak hizmete girdi. Faal ve mesleğinin ehli olan Takiyettinin kurmak istediği
rasathane projesi ile Sultan Murat III. ün hocası, Sadettin Efendi ve Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ilgilendiler. Takiyettin'in hazırladığı rapor Sultan Murat III. e takdim edildi.
Bu raporda bilhassa Uluğ Bey tarafından hazırlanmış ziyçlerin kullanılmasının imkansızlaştığı ve bu sebeple yeni ziyçlerin lüzumu belirtilmişti.. Takiyettin'in isteği, Sultan ve Divan tarafından kabul edildi. Rasathanenin yeri İstanbul'un Avrupa yakasında Tophane sırtlarında seçildi. Rasathanenin inşaatı ve aletler 1577 yılında tamamlandı ve hemen rasatlara başlandı.
Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde
rasathane bahçesinde müneccim kuyusu ismi ile maruf 105 kulaç derinliğinde bir rasat kuyusundan da bahsedil-mektedir.
1579 yılı sonlarında, Şeyhülislâmın verdiği (rasat yapmak şeamet getirir» fetvası ile, bir İtalyan devşirmesi olan Kaptanı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından
rasathane bir gecede yerle bir edildi. Bu müsbet bilim yuvasının yıkılması Türk bilimine indirilmiş çok büyük bir darbe olmuştur. Böylece İstanbul Rasathanesinin tahrip edilmesi doğunun elinde bulunan mühim bir müsbet ilim kolunun tamamen Avrupa eline geçmesine sebep oldu.
Batı dünyası birçok yeni rasathaneler kurar ve Kepler, Galile gibi bilim adamları yetiştirirken, koca İmparatorluk içinde
astronomi ile korkudan hiç kimse meşgul olmak istemiyordu. Ne gariptir ki dünyanın en kudretli devletini kurmuş olmamıza rağmen müsbet bilimler alanında temayüz etmiş hiç bir bilim adamına sahip olamadık. Batıda
astronomi dev adımlarla yeni keşifler arkasından koşarken, İmparatorluk içinde
astronomi çalışmaları namaz vakitlerini tayin ve takvim tertiplerinden ileri gidemiyordu.
İstanbul rasathanesinin yıkılışından iki asır sonra, batı anlamında
matematik ve astronomi, Mühendishanei Bahri ve Mühendishanei Berri okullarının açılması ile memleketimize girdi: Kırım Harbi sıralarında İngiltere'de yaptırılan büyük bir rasat dürbünün Harbiye binası yangını ile yok oluşu yeni bir
rasathane ümitlerini de tamamen ortadan kaldırdı. Zaten bu dürbün tahrip edilmese idi Muhtemelen 31 Mart 1909 ihtilalinde şeriatçılar tarafından yine tahrip edilecekti.
Tanzimattan sonra, PTT idaresinin telgraf şebekesini İslah maksadı ile davet edilen Coumbary, telgraf şebekesinden faydalanarak fırtınaların bir mahalle gelmeden haber verileceğine dair bir rapor vermesi üzerine Dersaadet Rasathanei Amiresi ismi ile bilinen
rasathane kuruldu. Bu
rasathane Kandilli Rasathanesinde mevcut evraklardan anlaşıldığına göre Beyoğlu caddesinde Della Suda eczanesi karşısındaki bir binada bulunuyordu, Müdür Coumbary'nin evi ise aynı cadde üzerinde İsveç Sefarethanesi yanındaki bahçe içinde idi. Maalesef bu rasathanede çalışan ilmi personelin hepsi Fransız'dı.
31 Mart 1909 ihtilalinden sonraki hükümetin maarif nazırı Emrullah Efendi, 21. 6. 1910 tarihli yazıları ile Fatin (Hoca) Gökmen'i Rasathanei Amire müdürlüğüne tayin etti ve yeni bir
rasathane için yer tesbiti ile vazifelendirildi. Fatin Gökmen o zaman Boğazlar Topçu Kumandanlığına ait birliğin ve İstanbul Şehremaneti (Belediye) köşkçülerinin bulunduğu Vaniköy icadiye tepesini kurulacak
rasathane için intihap etti.
Bugün
Kandilli Rasathanesi adı ile bilinen
rasathane bir meteoroloji istasyonu olarak 1 Temmuz 1911 tariflinden itibaren rasatlara başladı. Rasathanede bir taraftan meteoroloji gözlemleri yapılırken, diğer taraftan yegane
astronomi çalışması olarak, sekstantla zaman tayini yapılıyordu. Rasathane çok talihsiz bir devrede kurulmuştu, Birinci Cihan Harbi ve İstiklâl Savaşımız rasathanenin teşkilatlanmasını oldukça geciktirdi.
1918 yılında sipariş edilen dürbün 1925 de memleketimize geldi ve 1933 de özel binasında yarine kondu. Bugün Türkiye'nin en büyük ve modern Astronomi ve Jeofizik rasathanesi olan Kandilli Rasathanesinde özellikle Güneş - fiziği, zaman, Jeomagnetizm, sismoloji ve gravimetri alanlarında gözlem ve araştırmalar yapılmaktadır.
1933'de Üniversite inkılâbını müteakip Avrupalı bilim adamlarının ve Avrupa'da
astronomi eğitimi görmüş gençlerin iştiraki ile batı anlamında
astronomi çalışmalarında bir hareket başladı ve 1936 da Beyazıt kulesi yanında Üniversite rasathanesi kuruldu. İstanbul Üniversite rasathanesi kuruluşunu takiben Ankara Üniversitesine ve Ege Üniversitesine bağlı birer
rasathane kuruldu.
Üniversite rasathaneleri de kendi programlan çerçevesinde
astronomi alanında çalışmalar yapmaktadır.
Astronomiye meraklı genç bilim adamları sayısı arttıkça bugünkü Türk astronomisinin çehresi de değişecek, daha büyük ve özel amaçlarla rasathaneler memleketimizin dağları üzerini süsleyecektir.
Şekil 1: Kandilli Rasathanesinin yeni tesisleri :
Fatin Hoca Güneş Kulesi.
Güneş Fiziği Servisi.
Güneş Fiziği Konukevi.
Not: Bakırlıtepe'deki Ulusal Gözlemevi (TUG) ilk rasatlarına Ocak 1997'de başladı. TUG hakkında ayrıntılı bilgi
http://www.tug.tubitak.gov.tr/ adresinde bulunabilir.
Kaynak: Dizer, Muammer, Do. Dr., "İlk Rasathaneler ve Türklerde Rasathaneler", TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Cilt 2, Sayı 22, Ağustos 1969, syf. 23
Şimdi bir de ilgili bu yazıya bakmanızı öneririm:
Uluğ Bey
Muammer Dizer
Takip edilmekten korkmuyoruz!.. Takip için tıklayın: twitter.com/bilimbilmek
Anahtar sözcükler: astronomi, astrofizik, bilim, güneş fiziği, TUG, Kandilli Rasathanesi, gözlemevi, Uluğ Bey, Ali Kuşçu
Benzer Yazılar
Muammer Dizer'in Makalelerinden Bir Örnek