Bu yazıyı okuyanlar önce şunları okudular:
"Bir başkasının mutsuzluğundan ölebilirsiniz, duygusal durumlar hastalık kadar bulaşıcıdır. Boğulmakta olan birine yardım ettiğinizi düşünebilirsiniz, ancak aslında yalnızca kendi sonunuzu getiriyorsunuzdur. Talihsizler bazen şanssızlığı kendi üzerlerine çekerler; sizin üzerinize de çekeceklerdir. Bunun yerine mutlu ve talihlilerle bağlantı kurun."
Bir karga, cevizi yüksek bir çan kulesine çıkardı, ancak ceviz bir çatlağın arasına düşerek korkunç kaderinden kurtulmayı başardı. Sonra Tanrı'nın lütfuyla duvarlara hitap ederek, yükekliğine, çanlarının güzelliğine ve soyluluğuna dua ederek kendini koruması için duvara yalvardı.
"Heyhat," diye devam etti. "Yaşlı babamın yeşil dallarından dökülen yapraklarıyla dolu toprağın üzerinde yatamadım, ancak en azından sen beni bırakmasan olmaz mı? Kendimi vahşi karganın gagasında bulduğum zaman bir yemin ederek eğer kaçabilirsem hayatımı küçük bir delikte geçireceğimi söyledim."
Bu sözler üzerine duvar şefkatle ve memnuniyetle cevizi düştüğü yerde korudu. Kısa bir süre içinde ceviz açıldı. Kökleri çatlağın içindeki taşların arasına girip itmeye başladı; sürgünleri gökyüzüne doğru yükseldi.
Kısa süre içinde binadan dışarı çıktı ve eğri büğrü kökleri kalınlaştıkça taşları birbirinden ayırmaya, duvarları eski yerlerinden zorlayıp çıkarmaya başladı. Duvar artık çok geç olmuşken boş yere ağlayıp sızlayarak kısa süre içinde yıkıldı.
-- Leonardo da Vinci, 1452-1519
İncir Çekirdeği Deyip Geçmek
Bizim kültürümüzde hâlâ kullanılagelen şöyle bir atasözümüz bulunur: "Ocağıma incir ağacı diktin". Eskiden ocaklar kerpiçten yapılan fırınlardı. Hemen her köyde bir köşede bunlardan görebilirsiniz. Hafif kubbeli, yerden yüksek kerpiçten fırınlar bu ocaklar. Kerpiçle sıvanırken ocaklar, bazen çamura bir incir çekirdeği de karışır. İşte bu zamanla sürgün vererek köklenir dallanır budaklanır ve tarumar eder ocağı ve koca bir yemiş ağacı olur. "Ocağa incir ağacı dikmek" sözünün çıkışı buradan.
Tarihi miras mimarilere de acımaz o nokta kadar incir çekirdekleri... Arkeolojik siteleri gezdikçe, çeşitli mermer bloklardan, kırık sütunlardan çıkmış yemiş ağaçları görürsünüz. Bazen dut değil de incir yemiş bir kuş, sindiremediği çekirdeği kullanarak gökyüzünden tarihe nişan alır. Kendinden gübreli bu mermi de bir sütuna, kirişe, kaideye denk gelmeye görsün. İlk yağmurla rüzgarla bir çatlağa doğru ilerler ve oraya kök salar... Nokta kadar çekirdek koca mermer yapıyı yıkar.
Peki Çözüm?
Karantina... Bir başkasının mutsuzluğunun talihizliğinin size bulaşmasını engellemenin tek yolu vardır: Karantina... Gerçi mutsuzluk virüs gibidir. Siz farketmeden çevrenize bulaşır. Ve çevrenizdeki boğucu ortamı fark ettiğinizde de genellikle çok geçtir.
Hiç mi yok peki, bize bulaşmasını engellemenin bir yolu!... Yanıt insanları değerlendirme yaklaşımımızda... Onları, sorunları için gösterdikleri sebeplere göre değil, çevrelerindeki dünyaya yaptıklarına göre değerlendirmek gerekir. Bu bulaşıcı mutsuzları tanımak için geçmiş talihsizliklerine, fırtınalı geçmişlerine, kötü gitmiş çok sayıdaki ilişkilerine, ordan oraya geçen kariyerlerine, mantıksız karakterlerine bakmak genellikle yeterlidir.
Mutsuzluk bulaştırıcıların işaretlerine karşı gözümüz açık olmalı. Doymayan, asla tatmin olmayan gözlerini görmemiz için ne kadar gözümüz varsa onlara karşı açık olmalı... Bir mutsuzluk bulaştırıcıyı teşhis eder etmez yapılacak ilk şeyse asla acımamak. Ne olursa olsun acımamak, ve yardım etmeye çalışarak o ağa düşmemek.
Ne yaparsanız yapın, yardım edemeyeceksiniz çünkü. Mutsuzluğunun kökü derinlerdedir. En çok bir an için ağrısını dindirirsiniz aspirin gibi. Hiç bir şeyden tatmin olamayan, özü mutsuz birine sonsuza dek ağrı kesicilik yapamazsınız. Değişmeyecek, sizi sizden alacaktır... Acıma duygusuyla yaklaşmayın. Yaklaşacağınız başka bir yer var çünkü:
Bulaşıcılık etkisi mutsuzların, talihsizlerin, karamsarların tam tersi için de geçerlidir. Onları kolayca görebilirsiniz, çünkü nadirdirler: Keyifleri, doğal neşeleri ve zekâlarıyla mutluluğu kendilerine çeken insanlar vardır. Onlar sevinç kaynağıdırlar ve kendi üzerlerine çektikleri mutluluğu paylaşmak için onlarla ilişki kurmalısınız.
Kaynak: Bu yazı, birkaç alıntıya ek yazı çıkarak, kimi gözlemlerimi ekleyerek harmanlandı. O yüzden kaynak vermem tuhaf olur. Bu bir karışım.
İlker Fıçıcılar
Takip edilmekten korkmuyoruz!.. Takip için tıklayın: twitter.com/bilimbilmek
Anahtar sözcükler: sağlık, sosyoloji, psikoloji, motivasyon
Benzer Yazılar
İlker Fıçıcılar'ın Makalelerinden Örnekler